EVDE KALIN, EVDEYİZ ZATEN-EKOVİTRİN GAZETESİ

www.epilepsiveyasam.comEngelliler Haftası icin hazirlanan yazım   Ekovitrin gazetesinde yayınlandı .

https://www.ekovitrin.com/guncel/bize-evde-kalin-diyorlar-biz-zaten-her-zaman-evdeyiz-h80955.html

'Bize "evde kalın" diyorlar; biz zaten her zaman evdeyiz'

Epilepsi ve Yaşam Platformu Kurucusu ve Başkanı Ebru ÖZTÜRK, Engelliler Haftası sebebiyle kaleme aldığı yazısında "Bize ‘korona virüsü var evde kalın’ diyorlar! Biz zaten evdeyiz! Ülkemizde yaşayanların %5’i yani 7 milyonu engelli... Siz dışarıda kaç engelli görüyorsunuz? Merkezi yerde, toplu taşım merkezlerinde, bazı belediye ve kamu kurumlarında bile engelliye uygun yapılmamışken, özel sektörü nasıl eleştirebiliriz? Önce bu konuda devlet, gerçekten engelliler için, iyi bir fizibilite çalışması yapmalıdır. Bu engeller, bize yeterince değer verilmediğini hissettirip; engellimizden daha çok psikolojik olarak da üzüyor! " diyerek serzenişte bulundu.
'Bize "evde kalın" diyorlar; biz zaten her zaman evdeyiz'
İçinde bulunduğumuz hafta Engelliler Haftası. Bu hafta boyunca engellilerin sorunlarına dikkat çekilmneye çalışılıyor. Ancak engelli vatandaşlarımızın sorunları bir hafta değil her gün onları hayattan koparıyor. Bizler 2 aydır evden dışarı çıkamamanın sıkıntısıyla durumumuzdan şikayet ederken onlar bu sıkıntıyı her zaman yaşıyorlar. 
Epilepsi ve Yaşam Platformu Kurucusu ve Başkanı Ebru ÖZTÜRK, engelliler adına bu duruma dikkat çekmek amacıyla bir yazı kaleme aldı. 
İşte o yazı:
10-16 Mayıs tarihleri arası, engelliler haftası… Engellileri 1 haftalık süreçte de olsa, hatırlama, empati kurma, onlarla sorunları paylaşma zamanı. Tabi temennimiz; kimse engelli olmasın! Engellileri de 1 hafta hatırlayıp, kalan 51 hafta unutmaktan ziyade, engelsiz kişilerin de, her an engelli adayı olduğunu bilerek yaşaması! Bu çok önemli…
Engelliler dediğimiz bir grup var ki; daha önce sakatlar, sonra özürlüler, günümüzde engelliler adı altında geçiyor. Bizim için isimden ziyade, yapılan icraatlar daha önemli... Şimdi hep beraber engelli nedir?, Engelli kartı nedir?, Engellilerin sorunları nelerdir?,  Engelli hakları nelerdir? konularına değinelim…
Her ne kadar genellense de, kanunlara göre engelli- sakat-çürük kelimeleri arasında nüans farkları vardır.
Sakat kelimesi, bir daha sahip olunması mümkün olmayan, bir uzuvunu yitirmiş kişilerdir. Örneğin bacağı dizden aşağı kesilmiş bir kişidir. Engelli ise, bacağı kesilmemiş ama protez takıldığı için, bir dizi işlevini yapamayan, yürüyüşünde engelli olan ama yürüyebilen kişidir.
Çürük ise, askerlik dönemi gelmesine karşın, ‘sağlık durumunun elverişsiz olması yüzünden, askerlik ödevinden bağışlanmış erkek’  olarak tanımlanır.
Kişilerin üniversite, araştırma veya tam teşekküllü devlet hastanesine gidip, sağlık kuruluna girmesi sonucunda, o kişide bulunan sorunların 7 kişilik komisyonda, Balthazard yöntemine göre değerlendirmesi ile %40 ve üzeri engeli saptanmış kişilere engelli denilir. Bu değerin altında çıkan kişiler, sağlıklı olarak görünür. Hasta, komisyonda aldığı rapora, 1 ay içerisinde itiraz edip, başka bir heyete de girebilir. Son heyette verilen karar geçerli olur.
Engelli kartı, hastaneden %40 ve üzeri engelli olduğuna dair rapor olan, engelli raporu, 2 resim ve nüfus cüzdanı ile Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne başvuruda bulunularak, çıkarttırılabilen, başta ulaşım olmak üzere, kamuya ait tiyatrolar, müzeler gibi birçok sosyal noktalarda, ulaşım araçlarında, park yerlerinde, eğitimde, vergide, işe alımda, engelli maaşlarında, kredi yurtlar kurumunda, üniversite harçlarında muaf veya indirim uygulanmasını sağlayan karttır...
En önemli konu bence engellilerin sorunları… Biz engellimizden şikayetçi değiliz, engelsizin bizi engellemenizden şikayetçiyiz! Her insan farklı sorunlarla, engellerle karşılaşabiliyor ve bu sorunla yaşamayı öğreniyor. Gözü görmeyen bir kişinin, kulakları çok hassas oluyor ve beyaz bastonu ile işlerini hallediyor. Kaldırımların bir kısmında bulunan, hissedilir yüzey denen sarı noktaları söken kişilere ne demeli?
Tekerli koltukta oturan, zaten yaşamı kısıtlı olan kişi, kaldırımdan ilerlerken, yolun ortasına dikilen ağaç veya çöp tenekesi için söyleyecek söz bulamıyorum… Hele ki; günümüzde metro, metrobüs, şehirler arası otobüsler gibi toplu taşıma noktalarında bulunan durakların, sadece bir kısmının engellilerin binişine uygun olması şaşırtıcı değil mi? Hepsini bir kenara koyuyorum, hastane girişlerinde bile, rampanın olmadığı birimler görüyoruz. 
Bu kişilerin hayatını engelleyen durumlara çözüm bulmak gerekirken, köstek olunması çok acı. Bugün sağlıklısın demek, hep sağlıklı olacaksın demek değildir. Bugün sağlıklı bir bireysin ama engelliye adaysın anlamına gelir. İşte bunun farkına varan ülkelerde, engelli de olsanız, engelsiz gibisiniz. Sağlık, eğitim, adli ve sosyal alanlar herkese göre düzenlenmiştir. Zaten bu alanlar, ekstrem değil; bilakis vatandaştan alınan vergiler ile tüm ülkelerin vatandaşlarına sunulması gereken kamu hizmetidir.  
Engelli haklarının neler olduğuna bakalım… Eğitim, sağlık, adli, ticari, sosyal, istihdam konularında belirli hakları vardır. Bu haklarla ilgili çoğu engelli kişinin pek bilgisi yoktur. Sırayla değerlendirelim:
Eğitim hakkı: Engelli olup, normal MEB okullarına gidebilecek olan engelli çocuklar olabileceği gibi, görme, duyma, ortopedik ve zihnen rahatsızlığı olan çocuklarımız da vardır ki; bunlar özel eğitime tabidir. 1.,2.,3. dereceden engel durumuna göre, özel eğitim merkezlerine, kaynaştırma okullarına gidebilirler. Bununla ilgili, Milli Eğitim İlçe Müdürlükleri Özel Eğitim Merkezleri’nden bilgi alabilirler. Ayrıca görme engelli olanlar için sınavlarda yardımcı olması için, refakatçı verilebilir.
Sağlık hakkı: Her vatandaş bu hakka sahiptir; çalışmasa da. Eğer gelir durumu düşük ise Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İlçe Müdürlüğü Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Bölümünden bilgi alabilirler. Kişi başı asgari ücretin 1/3 değerinde maaş eline geçen kişiler, destek alabilirler. Yine engellilerin kalacağı umut evleri, gündüz bakım evleri ve geçici misafirhane hizmetleri de mevcuttur. Devlet kolunda bun hizmetler verilirken, özel bakım evleri de mevcuttur.
Adli hakkı: İşitme engelli sanığa, işaret dili tercümanı görevlendirilmesi, adli durumlarda engelli bireylere engel durumuna uygun iletişim sağlanması, işitme ve konuşma engeli bulunan bireye müdafii (savunma avukatı) görevlendirilmesi yasal haklarıdır.
Ticari hakkı: Gelir vergisinde, engelli hizmet erbabı ile bakmakla yükümlü olduğu engelli kişisi bulunan esnaflar, gelir vergisi indiriminden yararlanabilir. Araçlarda ÖTV, MTV indirimlerinden yararlanabilirler.
Sosyal: Engelli çocuğu olan anneler, erken emeklilik hakkından yararlanabilmektedir. Engelli memurlara, isteği dışında gece nöbeti ve gece vardiyası nöbeti verilememektedir. Engelli kartı olanlar, toplu taşıma araçlarından, kültürel  noktalardan, park yerlerinden ücretsiz yararlanabilirler.
İstihdam: Emekli gün sayısında indirim uygulanır. 50 kişi ve üzeri işçi çalıştıran özel şirketlerde %3, kamuda ise %4 engelli istihdam edilmek zorundadır.
Tüm bu bilgilendirmelerden sonra bir de genel olarak bakalım. Bize ‘korona virüsü var evde kalın’ diyorlar! Biz zaten evdeyiz! Ülkemizde yaşayanların %5’i yani 7 milyonu engelli... Siz dışarıda kaç engelli görüyorsunuz? Engelli olan kişiler için sağlık, sosyal, hukuki ve ekonomik haklara dokunduk. Peki kaç kişi haklarını biliyor? Merkezi yerde, toplu taşım merkezlerinde, bazı belediye ve kamu kurumlarında bile engelliye uygun yapılmamışken, özel sektörü nasıl eleştirebiliriz? Önce bu konuda Devlet, gerçekten engelliler için, iyi bir fizibilite çalışması yapmalıdır. Bu engeller, bize yeterince değer verilmediğini hissettirip; engellimizden daha çok psikolojik olarak da üzüyor!
Özel sektörde %3 istihdam zorunluluğu, eskiye nazaran daha sıkı bir denetimde… Ama kamuda? Şaşırtıcı ama üzücü bir noktaya dokunalım... EKPSS sınavını kazanıp atanmış, yürüme engelli bir kişi, okula hademe olarak görevlendirebiliyor!!! Engelimizle çalışabiliriz ama doğru yerde görevlendirilirsek! 
Diğer sorun, sadece engelliye destek vermek değil, engelli olmamayı da sağlamaktır! İş yerleri gerçekten çalışma şartlarına uygun mu? İş güvenliği kontrolleri ne kadar yapılıyor? Sigortasız; merdiven altı çalışmalarda engelli olma şartlarının arttığını biliyor muyuz? İş yerine yeni başlayan kişilere, işe giriş eğitimleri yeterince verilerek; risk azaltılıyor mu?  Meslek hastalıklarının oluşmaması için yeterli tedbirler alınıyor mu? Eğer bu önlemler gerektiği şekilde alınmaz ise, her geçen gün artan engelli sayısıyla, hem kişilerin, hem toplumun, hem ülkenin ekonomik, sosyal, psikolojik, sıhhi olarak çökmesine neden olur! Zaten dünyada bulunan 650.000 engellinin, 500.000’inin gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkelerde yaşanması da gerekli önlemlerin alınmadığını ifade etmiyor mu? Engellilerin %18’lik kısmı, 1 yaşına kadar olan engellilik durumu, geri kalan yüzde ne yazık ki; yaşanılan menfi durumlar sonucu ortaya çıkıyor...
Korona virüsü nedeniyle, 2 aylık süreçte evde oturan, dışarı çıkamadığı için telefonlarda, televizyonlarda, sosyal medyada zaman geçirmekten ‘sıkıldık’ diyen kişilere sesleniyorum: Engellilerin çoğu, senelerden beri evde oturuyorlar ve çok sıkılıyorlar. Umarım bu kötü dönemimiz olan korona dönemi, herkese empati yapmayı öğretir ve engellileri, zaten evde kalanları bir nebze anlamamıza yardımcı olur. Ben epilepsi hastalığım döneminde 3.5 yıl evden ekmek almaya bile gidemeden oturdum. Hem de ocak, şohben, bıçak-makas, ütü ve balkon yasakları da olarak! Onun için ben evde oturanları çok iyi anlıyorum… Tek ricam, korona bittikten sonra da, bugün yaşadığınız engellinizi unutmayarak, her gün engel yaşayan kişileri her zaman anlamanız…
Engellilerin azaldığı, yaşama engel konulmadığı, sadece engelliler haftasında ve korona günlerinde değil, her zaman engelsizlerin engellileri anladığı bir dünyada yaşamak dileğiyle…       

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DÜNYA SU GÜNÜ