ÖRGÜN ve UZAKTAN EĞİTİM


Haftalık yazım 2 ayrı yerel gazetede yayınlandı.
Ben de sizlerle paylaşıyorum.

Sevgiyle kalın...

https://mamakhavadis.com/gorus/orgun-ve-uzaktan-egitim


ÖRGÜN VE UZAKTAN EĞİTİM



Senelerce örgün eğitime devam edip; daha sonra sağlığımdan dolayı uzaktan eğitimi de tatmış bir kişi olarak, her ikisinin de müspet ve menfi yanlarını gözlemledim ve yaşadım. Şimdi sizinle beraber konuyu değerlendirelim.
Örgün eğitim dediğimiz zaman, belirli kurallar ve saat dilimlerinde belirlenen eğitimin ve öğretimin verilmesidir. Örgün eğitim ve uzaktan eğitimde olumlu ve olumsuz yönlere genel olarak bakalım.
Uzaktan eğitime giden kişilerin çok geniş bir kısmı ekonomik nedenlerden dolayı, vaktinde okuyamayan kişiler. Ekonomik durumu iyi olmayan öğrencilerimizin çalışıp; örgün eğitime devam etmeleri, benim temennim. Uzaktan eğitime gelenlerin bir kısmı memur olup; derece almak isteyenler idi. Bir de okutulmamış olup, daha sonra uzaktan orta öğretimi, liseyi bitirip, kendisini çevresine ispat etmek isteyenler vardı.  Benim gibi sağlıktan dolayı gidemeyenler ise, bir elin parmağı kadar...
Uzaktan eğitimin olumlu yönlerine bakalım... Erken kalkmana gerek yok, kural yok, istediğin zaman kitabın sayfasını çevir yeter; hem de istediğiniz zaman, istediğiniz yerde bu çalışmayı gerçekleştirirsiniz.
Bir de uzaktan eğitimin olumsuz yönlerine bakalım... Maddeler halinde yazalım
-Dersi size anlatacak kimse yoktur; yalnızsınız! Kendi kendinize konuyu anlamaya çalışırsınız. Anlaşılmayan noktayı tekrar tekrar okuruz zaman kaybı...
- Öğrenme değil, ezber vardır. Örneğin iktisat dersimizde konumuz makroekonomi olsun.  ‘..... deregülasyon ekonominin bazı alanlarında fayda değil, zarar üretmektedir. Regresyon analizleri ile dikkatli araştırmak gerekir...’ diyerek devam ediyor. Öğrenci bir yandan deregülasyon, bir taraftan regresyon analizinin ne olduğunu düşünür ve kitabın hangi ünitesinde, hangi sayfasında bu tanımın olduğunu bilmeden internete bakar. Malum internete bilen-bilmeyen herkes bir şeyler yazıyor. Bu yazıların içinden doğru/yanlış bir veriye ulaşır. Eğer doğru veri ise âlâ, yanlış veri ise, yanlış bilgi ile yoluna devam edecektir; yanlışı düzeltmek; öğrenmekten daha zordur. Amaç sadece sınıfı geçmek ise, bula masada sorun değildir; anlamaz ama ezberler. Ezberi tercih eden kişinin, sınavdan sonra ezberlediğini unutacaktır. Yani ezberleyen öğrencinin, bir daha bu konuda bilgisi olmayacaktır. Bu ikinci sorundur.
-Diyalog yoktur. Herkes kendisi çalışır, kimse kimseyi tanımaz, sınava gireceği zaman, kendisi ile aynı sınıfta sınava girenlerin hiçbirisini tanımaz. Yani diyalog, iletişim, yardımlaşma sıfırdır.
-Dördüncüsü, uygulamalı hiç bir ders yoktur. İngilizce dersini yazdığı gibi ezberleyen bir uzaktan eğitim öğrencisi karşılaştığımız bir durumdur. Oysa örgün eğitimdeki öğrenci telaffuzu, konu ile ilgili cd den dinler, anlamadığını tekrar sorar ve tam olarak öğrenir.  
-Uzaktan eğitimde, öğrenerek mezun olmak çok pahalıdır. Harçları diğer üniversitelerden daha azmış gibi görünür ama sadece okula sınava girmek ve o yılki kitapları almak için ücret verilir. Dersi öğrenmek için özel dershanelere giderler ki; çoğu öğrenci çalıştığı için, hafta sonları kurslardadır; her ders için ayrı bir ücret öder ve bu rakamların da hatırı sayılır. Genellikle 2 veya 3 ders alınır. Her ders yaklaşık dönem harç ücreti kadardır. Peki; hem paranız var; hem de zamanınız... Hem cumartesi, hem pazar gününüzü dershaneye ayırın, 6 ders alın. Alınmayan tek ders ile ilgili öğretmenlere bir soru sorun; cevap alamayacaksınız. Oysa örgün eğitimde hem öğretmenlerimize, hem arkadaşlarımıza sorarız. Oysa dershanede aynı derse beraber girdiğiniz kişileri tanır, farklı sınıflarda işlenen derslerde hangi kişiler var, hangi dersi alıyor bilmeyiz, diğer öğlencileri tanımazsınız ki; onlardan yardım isteseniz.    
-Okullar sadece bilgi almak; yani öğrenim için gittiğiniz yerler değildir, eğitim de veriler ama uzaktan eğitimde eğitim yoktur.
-Örgün eğitimde sene sonunda şenlikler, etkinlikler olur; oysa uzaktan eğitimde yoktur. Sene sonu gelip, örgün eğitim öğrencilerinin sosyal etkinlikler duyulmaya başlandığı zaman, sadece bu faaliyetlere katılan öğrencileri dinlerler.
-Örgün eğitimde öğrencileri hem ilmi, hem de sosyal konularda bilgilendirmek için gelen konuşmacılar vardır ama uzaktan eğitimde böyle bir şey yoktur.
-Mezun olup; iş müracaatında bulunduğunuz zaman, uzaktan eğitim mezunu olduğunuzu söyleyeceksiniz. İşe alım yapan kişinin, konuyu farklı değerlendirdiğini gözlemleyeceksiniz.
Örgün eğitimin bu kadar olumlu yönleri varken, ne yazık ki uzaktan eğitim gün geçtikçe artıyor. Eğitim-öğretim seviyesi düştükçe, hem bireysel, hem de toplumsal olarak geriye gideriz. Bugün yaşadıklarımız; dün yapılanların, yarın yaşayacaklarımız ise; bugün yapılanların sonucu olacaktır. Daha önce uzaktan üniversite ve uzaktan lise vardı. Şimdi uzaktan ortaokul da var. Amaç diploma almak yerine, bilgiyi arttırmak olmalı! Bugün uzaktan eğitime olan talebi arttırmayalım... Eğitimi seviyesi yükseldikçe, önce sanayiyi, bununla kişinin gelirini, böylece milli geliri, gelir artışı ile sağlıklı yaşamı, sağlıklı olan kişiler ise mutlu yaşamayı; yani müreffeh toplum olmayı tadarlar...  Her geçen gün eğitimin düşmesine asla müsaade etmeyelim! Atatürk’ün dediği gibi ‘en büyük savaş cahillikle yapılan savaştır’ Örgün eğitimin önemini özümsemeli ve bu konuda ısrarcı olmamız gerektiğini düşünüyorum.  4+4’le değil, direk 8 yıllık mecburi örgün eğitim olmalı.
Bir İstanbul Üniversite’sinde örgün eğitimde okuduğum, herhangi bir derse giremediğim zaman arkadaşlarımla paylaşıp, beraber kantinde oturduğumuz, yerleşke dışarı çıktığımız zamanlar aklıma geliyor; bir de Anadolu Üniversitesi’ne devam ederken dershaneye gittiğim zaman sadece sınıfta olan birkaç kişiyi tanıdığım zamanlar... 2 saatlik ders için son dakikada gelen öğrenci, dersi biter bitmez giderdi. Ders bittiği zaman giremediğim önceki ders için birisinden o dersin notlarını istersem,  çarşıya gidip, fotokopi çektirmemi bekleyecek kadar o kişilerin zamanı olmazdı. Selamlaştığımız birisiyse ve başka bir derse daha gerecekse,  notları getirmemizi bekleyemez, defteri ni verip, derse girerdir.  Fotokopi çekilince ders bitene kadar, o arkadaşımızın dersten çıkmasını beklerdik...
Konuyu objektif olarak değerlendirdiğimiz zaman, örgün eğitim en iyi eğitim olduğunu gözlemleyebiliriz. Tavsiye ile değil, yaşanmışlıklarla anlatıyorum.  İsterseniz karşılıklı burs alıp; sonra ödeyin, isterseniz hem çalışıp; hem okuyun, isterseniz ikinci öğretime; yani saat 17.00 de başlayan örgün eğitimi seçin... Ama mecbur kalmadıkça; mutlaka doğru tercih de bulunun...

Ebru ÖZTÜRK
www.ebrununsozlugu.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

23-24 Nisan’ın Önemi

EHLİYET KONUSUNDA YÖNETMELİK TASARI ÖNERİSİ