AÇIK ÖĞRETİM SINAVLARI



http://mamakhavadis.com/acik-ogretim-sinavlari?fbclid=IwAR02tKcGEwEf0nDhzb9Y_QHVAV-Sj8Rqr6xDoOgzn5fm8TAQ487Ord3WlWA

www.ebrununsozlugu.com
Yüksekokul öğrencilerimizin yarısına yakının kapsayan uzaktan öğretim öğrencilerimizden, çok geniş bir kısmını oluşturan Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi’nin sınav zamanı geldi. Yaklaşık AÖF olarak kaç kişiyi kapsıyoruz? Nereye doğru gidiyoruz? Genel olarak değerlendirelim...
ÖSYM verilerine göre ülkemizde 4.420. 699 lisans, 2.829.430 önlisans öğrencimiz var. 7 milyon üniversite öğrencisinin, 3.3 milyonunun uzaktan eğitim aldığını düşündüğümüz zaman, uzaktan eğitimin oldukça geniş bir yüzde dilimi aldığını görüyoruz.
Eğitim konusunda uzman olan Abbas Güçlü’nün Eğitim Ajansından aldığımızı bilgiye göre, 25 milyon öğrencinin 5 milyonunun uzaktan eğitim aldığını belirtiyor. 5 milyon uzaktan eğitim öğrencisinin,  198.000 uzaktan ortaokul, 1.1 milyon uzaktan lise, 3.3 milyon uzaktan üniversite okuyor.
Bizler 7 milyon üniversite öğrencisinin, 3.3 milyonu uzaktan eğitim görüyor. Bunun çoğunluğu Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesinde olduğuna göre, üniversitelilerin yarısına yakını cumartesi ve pazar günü sınava girecekler.
Şimdi hangi durumda olduğumuzu anlamak için, tarihe bakalım... 30 Ağustos’da Kurtuluş Savaşı savunma durumundan, saldırı durumuna geçince Mustafa Kemal yaverine kitaplarını koyacağı kutunun gelip gelmediğini sorar. 2 kere ‘henüz gelmedi Paşam’ deyince, Mustafa Kemal mermilerin olduğu sandığı ters çevirip, ‘bunun içine doldur. Çünkü bugünden itibaren daha zor bir savaş olan, cehaletle savaşmaya başlayacağız’ der. İşte bizlerde cehaletle savaştığımız için, bugün sürekli eğitim üzerine yazılar yazıyoruz!
Cumhuriyetin ilk kuruluş döneminde okuyanların %9 düzeyinde, kadınlarda bu oranın binde 4’lerde olduğu dönemdi. 1 Kasım 1923’de(cumhuriyet kurulduktan 2 gün sonra)Halk Mektepleri, Halk Dershaneleri ve Gece Kursları açıldı. Cehalet savaşında ikinci hamle, 1928 yılının Kasım ayında gerçekleştirilen harf devriminden sonra, yeni harflerle okuma yazma seferberliği için,1 Kasım 1923 de kurulan Halk Mektepleri, Halk Dershaneleri ve Gece Kursları',nın ''Millet Mektepleri''ne dönüştürülmesiidi.Aynı kararname ile okulu olmayan köyler için de ‘seyyar öğretim heyetleri’ oluşturulması veuygun döneminde, okulu olmayan yerlere gidilmesi maddesi vardı.1932 yılında 'Halkevleri'' ile halk bilinçlendirilmeyeçalışıldı ve 1935 yılında da Millet Mekteplerinin daha gelişmişi olan, Ulus Mektepleri... Bu eğitimler devam ederken, sadece ilçeler değil; köylerinde bilinçlenmesi için senelerce yapılan çalışmalar sonunda,1937 yılında Köy Öğretmen Okulları ve 1940 yılında Köy Enstitüleri kuruldu. Bu dönemlerde okulların olmadığı veya okulların olup; öğretmenlerin eksik olduğu birçok dersleri TSK’da görev yapan subay, astsubay gibi kolluk kuvvetleri ile asteğmen gibi askerlik yapan kişiler de doldurdular. Ama dikkat edelim; o dönemde hepsi örgün eğitim idi! İşte halk evleri ve köy enstitüleri ile sanat, ilim, spor, ziraat gibi her noktada pik yapıldığı dönem!
İlerleyen süreçte 5 yıllık zorunlu eğitim getirildi ki; halk bilinçlensin. 1997 yılında 8 yıllık zorunlu eğitim olmuştu. 5. sınıftan sonra başarı durumuna göre yatılı okul, anadolu liseleri ve kolej sınavlarına giriyorduk. Yani herkes 5. sınıfa kadar eşit haklara sahipti, ilk 5 yıl için özel okul yok gibi birşeydi. 2012 yılında 12 yıl mecburi eğitim oldu. Bu çok güzel birşey ama 4+4+4 olarak..Peki ne fark ediyordu? Eğitimde bir fark olacak mıydı? Bence ‘eşitlik ilkesi’ o ana kadar uygulanıyordu. Herkese aynı imkan sunuluyor, çalışırsa 5. yılın sonunda imkanlar karşısına çıkıyordu. Bir diğer tarafta da standart giyim zorunluluğu vardı. Yani zengin çocuğu da olsa, fakir birinin çocuğu da olsa; aynı kıyafeti giyiyor, sadece derse odaklanılıyordu.
Bugün 1. sınıfa giden çocuklardan birisi özel okula, diğeri devlet okuluna, biri her gün değişen farklı kıyafetlerle, diğeri dönem boyunca aynı kıyafetle gelirken, zaten çocuklar arasındaki kıskançlık bu dönemde başlamış olmuyor mu? Özel okula giden ve ücretin bir kısmını devletin karşıladığı o kadar çok kişi var ki... Neden böyle bir destek verildiğini sorduğum zaman ‘bir çocuğun devlete maliyeti’ denilmişti! Biri devletin desteklemesiyle özel okula giderken, diğerinin devlet okuluna gitmeye gücü yetmeyip; devlet desteği almaması, bir açmaz değil mi?Eskiden formalarımız vardı. Formamızdan ilköğretim, anadolu lisesi, kolej ve fen lisesi öğrencisi olduğumuz hemen anlaşılırdı.
Bir de şimdiki öğrencilere bakalım...  İlkokulda açılmaya başlayan bu makas, ortaokul, lise, üniversitede çok daha fazla oluyor. Ortaokulda berber dükkanında çalışmaya başlayan çocuğumuz, uzaktan eğitim ile ortaokulu okurken, diğer akran devlet desteği ile özel okulda okuyor. Neden güçlü destekleniyor? Hiçbir zaman bunu anlayamadım. Her geçen gün imkansızlıkların artması, uzaktan eğitime olan talebi biraz daha arttırıyor. 7 milyon öğrenciden, 3.3 milyonun uzaktan eğitim görmesi düşündürücü bir durum değil mi? Eğitim seviyesi yükselirken, örgün eğitimdeki düşüşü gözlemleyebiliyor muyuz?Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesine talep artarken, bir de 2009 yılında İstanbul Üniversitesi’nde, 2010 yılında Atatürk Üniversite’sinde de açık öğretim fakülteleri açılıyorsa, bu konu düşündürücü değil mi?
Her geçen gün artan bu sorunu görerek; 15 yılımı harcadım ve ilk elektronik akademik sözlüğü hazırladım. Çünkü o öğrencilerin örgün eğitimdeki öğrencilerimiz gibi soru sorabilecekleri öğretmenleri yok! Hatta çoğu çalıştığı için, ders çalışmaya bile zamanları yok! Çoğu imkansızlıklar içinde okuyamayan ama zorluklara karşı direnen uzaktan öğretim öğrencilerimizin bu hafta sonu sınav zamanı. Tek yönlü eğitim ile soru soracak kimsesi olmayan, çoğu işi ve eğitimi beraber götüren yetişkinler.... Diğer pencereden bakalım! Ben 15 yılımı harcayıp; bu çalışmayı yaparken, Devlet’in desteklememesi de ayrıca düşündürmüyor mu? Devlet derken, MEB, ÖSYM, TDK, TÜBİTAK, KOSGEB’i ifade ediyorum!
Bu zorluklar içinde boğuşup; imkansızlıkları, imkana döndüren, karşısına çıkan setleri tanımayıp; okumak için direnen tüm açık öğretim öğrencilerimize, yarınki sınavlarında başarılar diliyorum.

Ebru ÖZTÜRK
www.ebrununsozlugu.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

23-24 Nisan’ın Önemi

EHLİYET KONUSUNDA YÖNETMELİK TASARI ÖNERİSİ